HAYATI
Yaşar Kemal’in Ortadirek romanında olduğu gibi, hemen bütün romanlarında insanlığın direnci vardır. Yer Demir Gök Bakır ile Ölmezoto’unda bir insanın, bir toplumun gerçekler karşısında sıkışığı zaman kendisine sığınacak bir mit dünyası, bir düş dünyası yaratmasının öyküsü, ona sığınmasının öyküsü anlatılır. Özet olarak, Yaşar Kemal hemen tüm romanlarında, kendi söyleyişiyle, “İnsanoğlu ne kadar düşte yaşar, ne kadar içinde bulunduğumuz maddi gerçekler içinde yaşar?” sorusunun cevabını arar ve her ikisinin de iç içe olduğu kanısına varır. Ağrıdağı Efsanesi, Binboğalar Efsanesi, hatta Akçasazın Ağaları’nda; insanoğlunun bu düş, mit, masal, yani yarattığı ikinci bir dünyada yaşayışının sınırsızlığını, içiçeliğini vermek ister: “Ben kendimi azıcık bir yazar sayıyorsam, insan gerçeğine bilinçli olarak miti, düşü getirdiğimdendir. İnsanlar, sıkıştıkça kendilerine bir düş, bir mit dünyası yaratıp oraya sığınırlar. İnsan nereden gelip nereye gittiğini buluncaya, doyumsuzluğunu altedinceye kadar mit ve düşe sığınma sürecektir. Ondan sonra gene sürecektir. Çünkü insan yaşama sevincine, tükenip batsa bile, dünyanın güzelliğine doyamıyor ki…” (Alpay Kabacalı / A’dan Z’ye Yaşar Kemal, 2004). Ancak bunu yaparken, hiçbir zaman hayatın gerçekliğinden kopmadı. Sonuncusu 2002’de yayımlanan roman üçlemesi Bir Ada Hikâyesi (Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Karıncanın Su İçtiği, Tanyeri Horozları)’ne kadar hayatın gerçeklerinden ve doğa tutkusundan kopmadı. “Benim romanlarıma, hikâyelerime bakarsanız, ağırlığı olan iki insan tipi vardır. Biri çocuklar, biri yaşlılar. Ben çocukları çok severim. Onları anlamaya çalışırım sevmekten daha çok. (…) Çocuk gibi bakmam, ayrı bir insan türü gibi bakmam. Niye böyle? İnanmadım hiçbir zaman çocukların, insanların çocuklara davrandığı gibi çocuk olduklarına.” demektedir.










